Parlayamayan Bir Yıldız, Kenter ve Ben Anadolu
Mart ayının ikinci Salısı.Yani ayın 11 i akşam 20:00 seansı için yaklaşık 20 gün öncesinden afişler basıldı.Kartal Sanat Tiyatrosunda dev isim; Yıldız Kenter ve Ben Anadolu..
Önce hocalarımız Yıldız Kenter gibi şahane bir oyuncunun Kartal’a geleceğini müjdeledi bize. Çok çok iyi bir oyun olduğunu fiyatının da bayağı yüksek olmasına karşın imkan bulup bir şekilde gitmemiz gerektiğini söylediler. A bir de eklediler “tabi bilet bulabilirseniz” diye!!
Tiyatroya gayet rahat gittim 15 gün öncesinden yani bilet bulmamak söz konusu dahi olamaz diye… Görevlinin verdiği cevap; “çok geç, afiş basıldıktan 2 gün sonra tüm biletler bitti… Rezervasyon ertelenirse belki, isminizi alayım ben sizin?” Tüh.. E peki..
Neyse birisi rezervasyonu iptal etmiş ertesi gün Elif Canım ve ben biletlerimiz elimizde… Sahneye biraz uzak ya? Boşversene ayakta bile razıydık… Ayyy Yıldız Kenter…
Bir şeyler yedik ve gittik, tiyatronun önü içi pek doğal olarak tıklım tıklım… Yaş ortalamasına bakacak olursa tahmin edileceği üzere biraz orta yaş hatta üstü… Biz de “demek var her semtte böyle tipler” diyip bir gülüştük…
Saat sekizi geçip hâlâ daha kapının açılmadığını görünce sorduk, ufak bir gecikme olduğunu ve buçukta başlayacaklarını söylediker…
Biz buçukta içeri girdik, Mehmet Birkiye çıkıp gergin yüzleri biraz gülümsetmek için bir kaç olay anlatıp biraz espri yapıp havayı yumuşatmaya çalıştı… Alışıldık şeyler; “hata benim Yıldız Hanım çok kızdı af edersiniz!10 dakikaya geliyor Yıldız Hanım!!”
Saati ettik dokuz … ve huzurlarımızda ben Anadolu…
Başlangıç büyüleyici müzik eşliğinde, ışıklandırma ve yılların oyuncusu Yıldız Hanım’ın sesi, daha ilk adımı, sahneye hakimiyeti… Ben Anadolu’nun ilk karakteri Kübeleydi… sonra bir Frigya bir de Napolyon isimlerini hatırlayabiliyorum… Ağır bir mitolojik oyna maruz kaldım da denebilir -pek sevmediğim bir daldır mitoloji :)- yaklaşık 1 saat sürdü ilk yarı… Yıldız Kenter’in yaşını da hesaba katarsak inanılmaz bir performans sergilediğini itiraf etmeliyim… Müzikler de gayet iyiydi…
İlk yarı sonu ışıklar açıldığında Elif Canım şey dedi “Ne o ya uyuyor musun?! Paraya yazık! Şşşşş hoop canlan biraz!” Bu sadece moralleri yükseltmek için, hâlâ yine de pişman olmadığını ifade etmeye çabalayan bir destek cümlesiydi… Yan tarafta oturan orta yaşın üstünde, kendiyle ilgilenmekten vazgeçmemiş, kendine değer veren, kendilerine hayranlıkla baktığım :) -bu tip insanları daima sevmişimdir- bir kaç teyzeden hayatımda inanamayacağım bir laf duyunca gülmekten yerlere yattım… Teyzeciğim şey dedi “Bu ne ya Yıldız Kenter dedik geldik paraya yazık oldu!!!” Aah dedim? Ay bu entel teyzeciğim bile beğenmemişse ya da beğenmiş ayaklarına yatmaya kalkışmıyorsa biz baya kötü bir oyuna geldik :) Hayatta bu teyzenin paraya yazık oldu diye hayıflanacağı aklıma gelmezdi… Para da yani 30 milyon..cuk… Eminim her hafta 30 milyon kaybetse farkına bile varmayacak bi bayandır… O bile o kadarcık paraya yazık deyince… Bir yandan da, “yaşasın, anormallik bizde değilmiş, e kötü oyun ama” diye egomuzu tatmin ettik, ağız tadıyla keyfini çıkara çıkara..
İkinci yarı… Işıklar söndü ilk 15 dakika içersinde Nasrettin hocanın karısını canlandırdı… Bütün seyirci çok şükür dercesine kahkahalarla güldü… Bu 15 dakikanın ardından gelen 1 saatte neler olduğuna gelelim… Ben, az önce bana “paraya yazık izle” diyen Elif Canımı esnerken yakaladım evvela :), bir bakıştık… “Valla acımasam uyuycam” dedi… Artık hiç anlamadığımız repliklere gelmişti… Ne isimleri anlıyorduk ne de mesajlar bize ulaşıyordu… Ben de başladım esnemeye… Yanımda hamile bir bayan var, kadıncağız da başladı puflamaya… Daral geldi dercesine…
Biz Elif Canımla kendimize olmaz böyle deyip eğlence arar olduk… Milleti izlemeye koyulduk… Ağızlar topluca açılıp insanlar esnerken sahnedeki Yıldız Hanım’ın ne kadar üzgün olduğunu çok rahat görebiliyorduk… Ciddi manada… Zaten bizden başka herkes de uyuyor sayılırdı… Çıt çıkmıyordu, o kadar ki alkış vakitlerinde bile es geçiyordu… Elif Canım bana çapraz sıradaki kadını gösterip “bak bak başı düştü” diyip gülüyordu… Şehirler arası otobüslerde gece vakti herkes uyurken insanların şöyle bir kıpırdanma sesleri olur ya çıt çıkmaz, bir pozisyon değiştirme o kadar… İşte salondan çıkan tek ses oydu… Ara sıra topluca pozisyon değiştirmek için bir koltuk sesi geliyordu kulağımıza o kadar… Elif de dayadı kafasını arkasına… Ama biz destek oluyorduk birbirimize, yenilmeyeceğiz, hem kadına da yazık. Seksen küsur yaşında, sahneden her şey kabak gibi ortadadır, morali ne biçimdir kim bilir? İki çift açık göz görsün…
Oyunun son yarım saati sahnede alkışlanması gereken bi olay oldu, neydi hatırlayamıyorum.Ve salondan en arkadan bir gencinki hariç hiçbir el birbirine gitmedi. Yıldız Kenter’in bir an sahneden fırlayıp ne oluyoruz diye fırça çekeceğini falan düşündüm… İrkildim bir utandım, kimin adına bilmiyorum ama Yıldız Kenter nâmına da seyirci nâmına da olabilir..
İlk yarıdaki sabır kalmamıştı, konu çok ağırdı… Benim anlamadığım tiyatro konusunda usta olan, öyle çok da oyuncu falan beğenmeyen Yıldız Hanım’ın bu konuyla hangi seyirci kitlesine ulaşmayı hedeflediği… Bir kere oyuna gelmeden önce o 17 farklı kadını tanımak lazım bu kesin… Ondan sonra belki daha katlanılabilir olabilir… Tarihi seven biri olarak ben bile zevk aldım diyemem… Oyunun bir yerlerinden bir savaş adı, bir tanıdık Allah’ın kulunun ismini duyayım da oyunu bir yerinden yakalayayım diye yedim kendimi… Son dakikalarda artık şeyi konuşur olmuştuk; buna kim gidip de beğenir, hangi insan tipi? Zor, çok zor… Türkiye şartlarında bu oyunun prim yapması mümkün değil… –tiyatro eleştirmeni gördüm kendimi :)-
Gelelim seyirciye… Seyirci sonda çalan müzikle uyandı… Gelenleri girişte görmemiş olsam anlayacağım ama hepsi de gayet tiyatro sever, entel insanlar gibi görünüyorlardı… Tuhaf ama insanlar bir süre sonra, “Yıldız Kenter hani, hiç değilse televizyondan tanınan bir kadını izliyim aman bir yüzüne bakayım, bir dinleyeyim” de demez oldular… Resmen kadının karşısında uyumak için bayıldık o kadar parayı…
Yıldız Kenter bir şey kaybetmedi… Parayı girişte ödemiştik…
Oyunculuğuna saygımdan finalde alkışlasam da bu kadar yıllık oyuncunun böyle tuhaf bir seçim yapmasını yadırgamadım değil… –Alkışlarken ayağa kalkmayarak verdim cezasını :)- Suç bence Yıldız Kenter’indi.. İşi konusunda epey hassas bir çok gence ahkam kesen bir oyuncu olarak… Alkışlanmaksa tiyatrocunun amacı isabetli seçimler yapmalı, yoksa oynar ezber yapmak için çıkmışcasına, uyuyan bir kaç yüz kişinin karşısında. Kendi de haliyle üzülür…
Anlayacağınız bugün anladım ki “hiç ummadığınız insanlar, karşılarındaki kocaman bir sanatçı bile olsa mitolojiye tahammül edemiyor ve paraya da kıyıp uykuyu seçiyor…
İyi uykular ![]()
4 Yorum
Yorum yapYorumlar için RSS Sitenizden Geri izleme
20 Mart 2008 saat 10:27
Elif Canım’la kastettiğin kişiyi merak ettim, merakım arttı durduk yere. Hayır bi kere olsa neyse, 6 kere Elif geçince yazı içinde insan ister istemez merak ediyor.
Bir de Yıldız Kenter diye gittik, hüsrana uğradık gibi bir yaklaşım malesef her alanda var. Şaşırmadım.
20 Mart 2008 saat 10:31
Temanın azizliği diyelim
Yazar ben değilim
-Ben öyle entel dantel etkinliklere “Ben Yıldız Kenter’i izledim kızım/oğlum, sen ne diyon” demek için gidecek adammıyım yaa :)-
20 Mart 2008 saat 17:53
Pekala söz hakkı benim galiba
Metnin sahibesi olarak cevap veriyim;
(ama bu oynunu, diğerlerini bilemem…)
Elif Canım benim gerçekleşmeyen sosyal aktiviteler (bu müstesna bir vaka) partnerim… Bu tiyatroyu onla izlemek ayrı bi keyifti
İkincisi siz şaşırmamışınız ama valla ben çok şaşırdım Yıldız Kenter’in bu oynuna… Sanmıyordum, beklemezdim… Hava değil efendim gerçek mânâda kaliteli bir oyun izlemeye gittik, olmadı nasip değilmiş…
Kimseye de tavsiye etmiyorum zaten
Kalın sağlıcakla…
22 Mart 2008 saat 20:26
malum elifcan benim =) betülcüümün dedigi gibi tavsiye edilemeyesi bi oyundu evlat acısı gibi içime oturdu
hayatımın en unutulmaz tiyatrosu olacagını düşünürken ugradıgım hayal kırıklıgını anca o duygularımı anca “mai ve siyah” diye anlatabilirim betül anladın sen =) belki çok sanatsal bi oyun ama 40 yaş üstü oldugu kesin
yıldız kenter sahnede koşarken “aman düşcek ölcek” dedigimi hatırlıyorum bide oyun sonunda “aa noldu geldik mi” dedigimi :D:D siz siz olun bilmediginiz oyunlara TAVSİYE ÜZERİ gitmeyin 